COZEF’İN TARİFİ İMKANSIZ ACILARI ve
BİR DİZİ DOĞA ÜSTÜ HADİSE
 
Meşur şarkıcı Cozef Haydın günlerden bir gün evinin kapısını açık unutup mannava incir almaya gitmiş. Bunun üzerine karısı arkadan, “Cozefcim bir kilo da şeftali al” demiş. Karısının güzel sesiyle tüyleri diken diken olan Cozef arkasına dönüp kafasıyla tamam işareti yapmış. Cozef’in en sevdiği şeymiş karısına kafasıyla tamam işareti yapmak. Kusursuz bir ilişkileri varmış ve Cozef’le karısı çok mutluymuş. Derken günlerden bir başka gün, bu olaydan aşağı yukarı dokuz ay sonra, yağmurlu bir gün ve Cozef’le karısı evde oturmaktadır. Cozef birden ayağa fırlar ve “Evelin, Evelin koş odamızın pencerelerini kapa, bak yağmur yağıyor ve yatağımız da pencerenin kenarında, eğer pencereleri kapamazsan yatağımızın üzerindeki çarşaflar ıslanır, bu gece uyumamız zorlaşır, hasta oluruz, ölürüz.” der. Kocasının bu hiddetini anlamlandırmakta zorlanan Evelin vaziyeti çaktırmadan “merak etme kocacığım, camları ben zaten yağmur başlar başlamaz kapattım.” Derin bir nefes alır Cozef ve gazetesini okumayı sürdürür. Bir de ne görsündür zavallı Cozef gazetede, en yakın arkadaşının ölüm haberini görmüş ve derinden etkilenmiştir Cozef. İşte o andan itibaren artık hayat bir cehennemden farksızdır Cozef için ve dolaylı olarak karısı Evelin için. Günlerce odasına kapanır, yüzlerce beste yapar Cozef. Hayatını bir sanat dalı olarak müziğe adamış, müzik olarak sürdürmekte yaşamını, dış dünyayı iplememektedir. Karısı ile cinsel ilişki yapmayalı uzun zaman olduğundan, karısı da başka erkelerle yatmaya ve cinsel ihtiyaçlarını bu şekilde gidermeye başlamıştır. Ayrıca halk arasında da Cozef’in homoseksüel olduğuna dair dedikodular almış başını gitmiştir. Doğaldır tabii bu tip olaylar, ne de olsa küçük bir kasabadır Cozef’in kasabası. Fakat Tanrı elbette ki biliyordur Cozef’in homoseksüel değil, heteroseksüel olduğunu. Gerçi Tanrı için pek bir şey farketmez ama Cozef için edecektir elbet. Tanrı, gecelerden bir gece Cozef’e öyle bir ilham gönderir ki Cozef dünyanın en güzel bestesini yapar. Bu melodi o kadar güzeldir ki tüm evrende yankılanır ve dünyanın çeşitli uçlarından popçular Cozef’in kasabasına akın ederler. Maksatları eserin telif haklarını satın alıp, onu bir pop şarkısı, Cozef’i de bir popstar yapmaktır. Bu arada yas tutmaktan ve bu sürgün hayatından sıkılan Cozef  bu teklifi bir kurtuluş olarak nitelendirir ve hemen bayan popçuların üzerine atlayıp onlara tecavüz ettikten sonra en iyi olanını kendine menejer olarak seçer. Tabii bunu yaparken bir maksadı da yediği homoseksüellik damgasından kurtulmak ve böylelikle erkekegemen düzenin ekmeğine yağ, bal türü gıda maddeleri sürmektir. Popüler kültür toplumu yağlı ballı ekmeği pek sevdiğinden elbette ki hemen bu ekmeğe saldıracak ve Cozef’in oyununa gelecektir.

Albümü çıktıktan sonra neşesi artar Cozef’in. Artık onun için zevk çıtası yükselmiş, şöhretin bedelini ödeme zamanı gelmiştir. Cozef o kadar çok bayanla cinsi münasebette bulunmuştur ki, bu düzcinsellik onu tatmin etmemketedir. Değişik arayışlara giren Cozef, uzun zamandır görüşmediği karısını arayıp ona ilginç bir teklifte bulunur. Konuşmaları kısaca şu şekildedir:

“Merhaba Evelin, nasılsın.”

“İyiyim Cozef, sen nasılsın?”

“Ben de iyiym Evelin. Beni neden aradın Evelin?”

“O soruyu sen değil ben soracaktım sevgili Cozef, ama istersen gene de yanıtlayabilirim”

“O halde derhal yanıtla lütfen.”

“Seni sevdiğim için Cozef. İşte bunun için aradım seni.”

“Anlıyorum. Peki o halde teklifin nedir?”

“Teklifte bulunması gereken birisi varsa o da sensin sersem!”

“Bana senin eski sevgililerden birini ayarla Evelin.”

“Ben de yer alacaksam olur sevgili Cozef.”

“Ne demek, ne demek? Elbette ki sen de katılabilirsin bize.”

“Ee ne de olsa ben de değişik heyecanlar yaşamak arzusundayım.”

“Tamam o zaman sen adamı kap benim eve gel.”

“Biz artık farklı ülkelerde yaşıyoruz sevgili Cozef. Senin eve gelmem için bana ve yanımda getireceğime uçak bileti, beslenme, barınma ve ulaşım konularında yardım yapmalısın, aksi taktirde plan suya düşer. Hatırlıyor musun Cozef, yağmur yağıyordu, sen arkadaşının öldüğünü görüp bunalıma girmiştin, ha hatırlıyor musun?”

“Hatırlamak istemiyorum o günleri, geçmişi unutmak istiyorum, biliyorsun ben Niçe’nin insan unuttukça mutlu olur düşüncesini özümsemiş bir insanım.”

“Bilmez olur muyum sevgili Cozef. Adresi ver.”

Cozef adresi verdikten hemen sonra telefonu kapar. Çat. Sonra, keşke aramasaydım, bak bana geçmişi hatırlattı, tekrar bunalıma gireceğim, hayatım mahfolacak, istemiyorum gelmelerini, geçmişi de istemiyorum, homoseksüel olmaktan da vaz geçtim, popstar olmak da istemiyorum. Niçe nerdesin sevgili Niçe? Neden bu zalim dünyada acı, keder, elem ve ızdıraplarla tek başıma boğuşmak zorunda bıraktın beni? Neden öldün sevgili dostum Niçe? Keşke almasaydım da okumasaydım o gazetede senin ölüm haberini. Ah o salak şey de, neydi adı unuttum şimdi, dalga geçmiyor mu senin ölümünle, sağa sola “Niçe öldü. İmza: Tanrı.” yazmak suretiyle?! Götüne kına bile yakmıştır hergele.  Hah tamam! Hatırladım adını, allahın belası Wagner puştu.

İşte bu düşüncelerle boğuşa boğuşa ve Wagner’e kin kusa kusa ve nefretini dölleye dölleye düşünceleri, Wagner’e, aleme ve ekonomiye karşı, beyninin derinliklerine dala dala işte, içe doğru şiddetli patlamalarıyla boğulma noktasına gelir Cozef; boğulup boğulup da ölmemektir bu, bunalımdadır gene Cozef. Her bunalıma girdiğinde yaptığı gibi gene hayattan elini eteğini çeker Cozef. Ne popstarlık kalmıştır artık, ne de bestekarlık, zira pop yapa yapa beste yapma yeteneğini de yitirmiştir Cozef ve duygularını müzik aracılığıyla dışa vuramamaktadır. O da içine döner daha beter, battıkça batar, içikiyi sevmediğinden kendini alkole de veremez, ama bir şeye vermelidir kendini Cozef ve yazıya vermekte bulur çareyi kendini. Bir kitap yazar Cozef, kitabında şöyle bir cümle ve genel olarak şu konular yer alır:

Cümle: “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi, sakla samanı gelir zamanı, başlar yaşam bir anda ve sonra bir anda biter; astrologlar bile kaderlerine karşı çıkıyorlar.”

Konular: İnsanların üst üste umutsuzluğa kapılması; sonra yeni insanlarla karşılaşarak ve yeni gözlükler takarak kendilerini toparlamaları,

Kadınlarla erkeklerin ilgi çekici konuşmalar yapmayı zamanla öğrenmesi,

Köklerini araştıran insanların, yeterince derinlere bakmaya ancak başlaması,

Bazı insanların yalnızlığa bağışıklık kazanması, yeni aşk biçimlerinin icadı,

Mutfak sanatındaki ilerlemenin seksteki ilerlemeyi geride bırakmasının nedenleri, Erkeklerin kadınlara ve diğer erkeklere duyduğu arzunun yüzyıllar içinde şekil değiştirmesi,

Saygı görmenin, kudretli olmaktan daha arzulanır hale gelişi,

Emir vermekten de almaktan da hoşlanmayanların, arabuluculuk için uygun adaylar oluşu,

İnsanların korkularından kurtulmak için yeni korkular icat edişi,

Merakın özgürlüğün anahtarı haline gelişi,

Düşmanları yok etmenin giderek güçleşmesinin nedenleri,

Dertlerden kaçma sanatının gelişip de nereye kaçacağını bilme sanatının gelişememesi,

Kıraç toprakta bile merhamet bitmesinin sırrı,

Hoşgörünün, sorunları çözmede yetersiz kalmasının nedenleri,

Tüketim toplumunun sunduğu her şeyi elde edebilmelerine, hem de cinsel özgürleşmeye rağmen, imtiyazlı kişilerin bile hayata bir ölçüde karamsar bakmasının nedenleri,

Dünyanın en kalabalık ulusu haline gelmek üzere olan seyyahların, görmek istediklerinden başka şeyleri de görmeyi öğrenmeleri,

Kadınlarla erkekler arasındaki dostluğun bu kadar kırılgan olmasının nedenleri,

İnsanların, birkaç hayat birden yaşayacak zamanı bulamamasının nedenleri,

Aile kurumundaki kriz, aslında cömertliğin evriminde bir aşamadan başka bir şey değildir.

İnsanlar kendi hayat tarzlarını seçer, ama bunda tam bir tatmin bulamazlar.

İnsanların birbirlerine kucak açmayı öğrenişi,

Kardeş ruhlar buluşunca…

En sonunda günlerden bir gün, oldukça yağmurlu bir gün, kendi gözlerinden akan kanlarda boğulur ölür Cozef. O öldükten sonra “İnsanlığın Mahrem Tarihi” adlı tek kitabı, Theodore Zeldin takma adıyla, yani sahte bir imzayla yayınlanır ve tüm evrende satış rekorları kırar.

Eskiden yaşadığı kasabadaki bir incir ağacının altına gömerler Cozef’i; bir tek karısı ve eskilerden üç beş hayranı vardır cenazede, bir de sırıta sırıta seyredalan alemi ve ekonomiyi, Tanrı ile Niçe; cennette ya da cehennemde olmasa bile, cennetle cehennemim kesiştiği yerde, eşikte hepsi de el ele…