19/06/07

Bakkarara

 

Konuk yazar: Özcan Özcanhan

 

NE YENİR NE DE YUTULUR

Bu yazıyı görüp okuma zahmetine sizler kapılıncaya kadar Birleşmiş Milletlerin Kıbrıstaki BM Barış Gücü ile ilgili almış olduğu kararı işitmiş olacaksınız.

Bendenize BM nin Kıbrıs bürosundan e-mail olarak gönderilen resmi kararı iyice okuma olanağı buldum.. ve...

 

Bu kaçıncı kezdir  bilmem, sayısını  hatırlayamıyorum ,ama, yine Türk tarafının ağır bir biçimde suçlandığını hissettim.

Bizim siyaset adamlarımızın ve TC hükümet ve askeri yetkililerinin bu kararlar ışığında hala daha vurdumduymazlık sınırlarını aşan bir tutum izlemelerine şaşmamak elimde değil.

 

BM Güvenlik Konseyinin 15 Haziran 2007 tarihli ve  1758(2007) sayılı kararı , kanımca yüzümüze vurulan çok sert bir şamardır. Biz nedense böylesi şamarları hissetmemeyi ve geçiştirmeyi hep tercih etmişizdir. Bunu da anlamakta güçlük çekiyorum.

 

Bizim yıllardır tanımamakta direndiğimiz “Kıbrıs Cumhuriyeti” nin uygun görmesi ve agreman vermesi ile Kıbrıstaki BM Barış Gücünün adadaki görev süresinin bir period daha(yani altı ay daha- çünkü 1964 den beri hep ayni uygulmayı izledik. Altı ay daha, altı ay daha)  uzatılmasına karar verilmiş.

Kararın tümünü  sütünuma almam imkansız. Çünkü sığmaz, bana da yorumlamak yeri kalmaz. O nedenle bazı önemli noktalarına ve bizimle Türkiyeye yapılan uyarılara değinmek istiyorum.

 

1.   Kıbrısta tek hükümet ve cumhuriyet olarak Kıbrıs Cumhuriyetinin tanındığı tekrardan vurgulanıyor. Zaten bütün dünyanın bildiği ve tanıdığı bir durum, ama, biz tanımıyoruz.

2.   Mevcut statüko kabul edilir değildir deniyor.

3.   Adadaki ve özellikle tampon bölgedeki gerginlik azaltılmalı, barikatlar(ledra-Lokmacı) açılmalı, geçişler cesaretlendirilmeli (Türk tarafını suçlayıcı imalar)

4.   Strovila da Kıbrıs Türkleri ve Türk askerleri bölgeyi eski konumuna getirmeli

5.   8 Temmuz 2006 anlaşmasının yaşama geçirilmesi

6.   Adanın yeniden bütünleştirilmesi ve kavgaya(anlaşmazlıklara) son verilmesi için derhal müzakerelerin başlatılması

7.    Bundan önceki bütün BM kararları yeniden teyid edilerek geçerliliklerinin hatırlatılması

ve daha bir sürü önemli noktalar... Bunlara yardımcı olmak için de Kıbrısta UNFICYP (BM Kıbrıs Barış Gücü) in görevinin devam etmesi uygun görülüyor. Bu arada BM Genel Sekreterinin de iyi niyet misyonunu sürdürmesi ve Kıbrısla ilgi yeniden rapor sunması isteniyor.

 

Yarın, belki de bu günden, bizdeki ve Türkiyedeki siyasiler, Hükümet çevreleri yine demeçlerle olayın ciddiyetini hafifletmeye çalışacaklar. Halka ninni söylemeyi sürdürecekler. Hele şimdi Türkiyedeki seçimler arifesinde ve bizim buralarda yaşanan hükümet krizleri ortasında.

**

Haydi siz söyleyiniz bakalım Kıbrıs Cumhuriyeti var mı yok mu, tanınır mı tanınmaz mı? Bizim esamemiz okunur mu okunmaz mı? Adada çok uluslu BM Barış Gücü askerlerinin  görev yapıp yapmıyacakları bizlere soruldu mu? Sorulmadı.  Sorulsaydı, herhalde biz, “gereği yok. Kıbrısta barış ve sükun berkemal, kavga kalaba, yok, bir mermi bile patlatılmadı, Türk askerleri burda barışı ve güvenliği sağlıyor” görüşünü savunurduk.

Ancak, dünya, BM, süper güçler yemez. Statüko kabul edilmez diyorlar. Ve, emin olunuz ki, zamanı geldiğinde burdaki istemedikleri statükoya da son verecekler, verdireceklerdir.

Biz bıkmadan usanmadan sabırla bekleyelim, gün ola harman ola, elbet bizi bir gün KKTC olarak tanıyacaklar.

Ben de diyorum ki, BM kararları yürürlükte kaldığı müddet, Amerika ve İngiltere Kıbrıs konusunda köklü siyaset değişikliği yapmadıkca  KKTC yi kimsecikler tanımayacak. Türkiye bile tanırım diyor ,ama, binbir zorluklara karşı direniyor, tanıyabildiği kadar tanıyor.

KKTC bağımsız, egemen, demokrat bir cumhuriyetmiş. Bize göre öyle olabilir. Ne yazık ki bizim bu görüşümüzü ve tutumumuzu destekleyen ne bir ulus, ne bir devlet, ne bir dünya kuruluşu, ne İslam dünyası, ne de Birleşmiş Milletler vardır.

BM kararında belirtildiği gibi , taraflar süratle adada kalıcı, kabul edilebilir bir çözüm çalışmalarına yönelmeli. BM de yardımcı olmaya devam edecekmiş. Bunca yıl ettiği gibi.

Ne yapsın biçareler, Kıbrıslılarda akıl olmayınca onların elllerinden ne gelir ki!!

**

Toplu mezarların açıldığı ve yüz kızartıcı geçmişimizin ortaya çıktığı bu günlerde olsun ders alıp bir daha o günlerin yaşanmaması için çalışmak varken hala daha hem Rum hem de Türk ileri gelenleri şöven siyasetlerini sürdürüyor, yeni badirelere hazırlıyor akılsız Kıbrıslıları.

** Öldürdüler, toplu mezarlara gömdüler, çok ızdırap çektirdiler bizlere. Tarih yazacaktır. Bu arada, bizim de öldürdüğümüzü ve toplu mezarlara gömdüğümüzü, Rumlardan geri kalır halimizin olmadığını da yazacaktır.

Yazmaya başlamıştır da Balıkesirde açılan toplu mezardan çıkartılan kemiklerle...

BM Barış Gücü  bu dalda da yardımcı oluyormuş burda çalışmalarını sürdüren ekiplere ve iki tarafa da.  O insanlar öldürülüp toplu mezarlara gömülürken, iki tarafca da, Kıbrısta görevli idi BM Barış Gücü .. Sadece seyirci ve şahit olarak. Keşke ölümler, kan dökmeler, toplu mezarlar olmadan yardıma koşsa idi BM nin o alicenap!! Milletleri ve üyeleri.

İleriye bakarak, geçmişten ders alarak Kıbrıslılar (hem rumlar hem de türkler olarak) sorunlarımızı barışcıl metod ve yollarla çözmeyi tercih etmiyeceksek gözümüzün yaşını hiç kimse silmeyecektir.